7 Ocak 2018 Pazar
Mizaç
Hüzünlü değilim.
Benim mizacım böyle.
-Özel bir yeteneğim olsa ne yapardım biliyor musun?
+Hayır, bilmiyorum.
Zamanı durdurmak isterdim.
Mutlu olduğum anları bir kutuda saklamak.
Neden biliyor musun?
+Biliyorum. Her zaman mutlu olmak kolay değil.
Fotoğraflarında gülmek.
Ama içinde yaşamak her şeyi.
-Kolay mı sanıyorsun?
+Hayır.
-Bu hayattaki en güzel duygu sence nedir?
-Ben söyleyeyim mi?
+Söyle.
-Sana değer veren insanların senin mutlu olduğunu görmesi...
O yüzden tutunmak zorundayım hayata.
O yüzden bazı anları unutmak istemiyorum.
O yüzden...
Neyse.
Zaman o kadar acımasız ki.
-Neden?
+Gitmek kolay değilmiş lan.
Ben en çok gitmenin kolay olduğunu sanırdım.
Meğer en zor olanıymış.
Düşünmekten yorulduğumu hissediyorum.
Ama güçlü kalmak zorundayım.
-Güçlü kalmak kolay mı sanıyorsun?
+Hayır, sanmıyorum.
-Eee, bu mu yani?
...
...
+Dalmışım kusura bakma.
Bazen dalıp gidiyorum, anlam veremediğim boşluklara.
-Neden?
+Çok soru soruyorsun.
-Sen de...
O boşluklar geçmişimi gösterir bana hep.
Belki de, göremediklerimi.
Görmek istediklerimi saklar bu anlamsız boşluklar.
-Hiç aşık oldun mu?
+Ne alaka şimdi?
-Bilmem, sormak istedim.
+Güvenmek istiyorum.
-Sorularıma da boşluklar gibi anlamsız cevap vermen peki?
+Her şeyin bir nedeni vardır.
-Neden yazıyorsun?
+Bilmiyorum. Hiç düşünmedim.
Ama bir fikir olsun diye kısaca anlatayım.
"Yazdıklarım beni tamamlayan bir parça gibi.
O parça eksik olduğunda;
Ben de eksiğim.
O parça hep benimle olmak zorunda.
O parça var ya...
Beni ben yapan parça.
Her şeyiyle..."
-Anlatabildim mi?
+Evet.
Soruyu sordum;
ve paramparça...
~İlk iki cümlede; Erdal Tosun - "Hayat bu ufaklık" dizelerinden alıntı yapılmıştır.
@Topalogluomur
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder