27 Şubat 2020 Perşembe

Diyemedim


Odam yine karanlık.
27 Şubat 2020.
Kandil Gecesi. (Regâip)
Gök gürültülü yağmur yağıyor.
Yağmur damlaları bana bir şey anlatmak istiyor gibi.
Mum yaktım.
Loş bir ortam.
Dalmışım yine en derinlere.
Ama öylece kalmışım.
Gözlerimin önünde felaket senaryoları.
Zihnimle psikolojik savaş içerisindeyim.
İstemiyorum toparlanmak.
Acıdan mı besleniyorum?
Belki de...
Mutluluk kolay değil mi üstad?
Ne bileyim.
En güzel acı, kavuşamadığın şeye duyulan özlem değil midir zaten?
Acı, insana kendini hatırlatmaz mı?
Yüzüne vurmaz mı, unuttuklarını?
Bugün biri bana:
"Çok içine kapanık gözüküyorsun" dedi.
Duvarlarım varmış.
Öyle söyledi.
Diyecek cümle bulamadım.
O duvarlar nasıl oluştu biliyor musun?
-Diyemedim.
O duvarların her tuğlası kötü insanlardı biliyor musun?
-Diyemedim.
O duvarların arkasında yeri geldi yapayalnız kaldım.
-Diyemedim.
Anlattığımda kim beni gerçekten dinledi?
-Diyemedim.
Ya da dinleyen biri beni gerçekten anladı mı?
-Diyemedim.
Sustum, attım içime vesselam...
Zamanla her şeye alışıyor gibi hissediyorum.
Ya da kendimi öyle avutuyorum.
Ama her ne olursa olsun,
Yaşamak güzel diyebiliyorum biliyor musun üstad?
Öyle değil mi?
Etrafım dert dergâhı.
Ben zorla gülümsüyorum.
Sırtımdaki yüklerden kurtulamıyorum.
İçimden geleni yapamıyorum.
Hayallerime kavuşamıyorum.
Bitiğim resmen.
Hayırlısı diyorum.
En güzel temenni.
Olanları seyrediyorum.
Elim kolum bağlı ama.
Olsun be!
Ben nelere alışmadım ki?
Nelere göğüs germedim ki?
Bir temennim daha var bu karanlık geceden.
"Dualarımdaki" gibi olsun isterdim.
Öylece masum, öylece içten...




                                                                                  @Topalogluomur