18 Mayıs 2019 Cumartesi

Biz Üç Kişiydik


Biz üç kişiydik.
-Ben.
-Sustuklarım.
Ve -anlatamadıklarım.
Hepsi ayrı ayrı derinlik bıraktı yüreğimde.
Hepsinin yükü, ağır geldi bünyeme.
Hiçbiri acımadı, tenha yalnızlığıma.
-Ben mesela...
O, en çok yalnızken açığımı arardı.
Bırakmazdı peşimi.
Kafamın içindeydi.
Engel olamazdım.
Çaresiz kalırdım kontrolü karşısında.
Masumdu.
Masum ama yine de acımasızdı.
Kendini düşünürdü.
Duygusal değildi.
-Ben, benim derdi.
Sen kimsin?
-Ben yokken de; benliğindeki sen misin?
Cevap veremezdim, bu ağır soruya.
Haklıydı.
Sonra -sustuklarım girdi araya.
Kendi içime -sustuklarım.
-Ben ve -sustuklarım...
Araları gayet iyiydi bu ikilinin.
-Sustuklarım içime yerleşmişti bir kere.
-Beni kabullenmişlerdi.
-Ben de onları.
-Sustuklarım bana hep şöyle derdi:
Senin en kötü zamanlarında yanındaydım.
Son raddeye kadar.
Kendi tahammülünün dışına çıkmak istediğin.
Kendini içten içe parçaladığın.
Tükendiğin.
Ama içine attığın...
O an yanında kim vardı?
Üzülerek söylüyorum ki, o da haklıydı.
Maalesef...
Asıl üzen belki de, -anlatamadıklarımdı.
-Anlatamadıklarım bir köşedeydi.
Boynu bükük, sessiz ve mağrur...
Kendine kızıyordu.
Haklı olmak istiyordu -ben ve -sustuklarım gibi.
Yanımda olmak istiyordu.
Belki, -anlatamadıklarımın da bir bildiği vardı.
Söylenip harcanmak istemedi belki de.
Hatırlanmak istedi.
Sonra bir anda yanıma geldi -anlatamadıklarım.
Özür dilerim dedi.
Özür dilerim.
Senin, kötülüğünü hiçbir zaman istemedim.
Seni tanıdığımdan beri tek bir korkum oldu.
Her şeyi söylediğini ve bir daha yanında olamayacağımı düşündüm.
Umarım yanında kalırım ve...
Anlatamadıkların, yani -ben, yani -sustukların, hep -seninle oluruz.
Çünkü biz üç kişiydik.
Unuttun mu?


                                                                               @Topalogluomur





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder