19 Kasım 2017 Pazar

Yorgunum


Yorgunum... Geceler kadar yorgun. 
"Yalnızlığı istemek" denen bir şey var mı?
En keskin duygu dökümleri yalnızken kendini gösteriyor. 
Yalnızken soruyorsun tüm soruları kendine. 
Cevap alamayınca başka şeylere yöneliyorsun. 
Suya anlatıyorsun derdini mesela. O da şırıl şırıl dinliyor seni. 
Sonra duvarlara anlatıyorsun. "Yaşayamadım" diyorsun. Yaşayamadım... Kimsenin dinlemediği kadar dinliyor seni duvar içtenlikle. 
Devam etmek istiyorsun. 
Işıklar kapalı... 
Ortam sessiz... 
Gözlerin de kapalı... 
İnsan karanlığa karışmak ister mi? 
Mum ışığı olsun sadece. Ufak bir kağıt parçası. Bir tane kurşun kalem... 
~
Geceleri uyuyamamak istiyorum. Hiç... 
Uyumayıp düşünmek istiyorum her detayını, hayatımın. 
Tüm dönüm noktalarını. Tüm yıkımları. 
O anlara gidip değiştirmek istiyorum kaderimi. 
Hatta kaderimi yeniden çizmek istiyorum. 
Kendimi dinlemek istiyorum yazarken. 
Uzun uzun dinlemek... 
Gerçekliğine inanmadığım bir çok duyguyu yalnızken hissedebilmek... 
Devrik cümleler gibi yaşamak istiyorum bazı şeyleri de. 
Bir plan yapmadan... 
Bana ilham veren müzikleri yanıma almak istiyorum. 
Onları dinleyip kurşun kaleme kavuşmak...
"Yorgunluk" demişken...
Yorgunluğumun mazisi çok uzun. 
-Rakı masası ister benim yorgunluğum. 
Gözyaşlarını dökmek ister. 
Ağlatmak ister.
Anlatmak ister. Susmadan... 
Ne benim yazacaklarım biter, ne de yorgunluğumun anlatacakları... 
Öyle dememiş miydik zaten?
-Ne geliyorsa içimden.

                                                                           @Topalogluomur

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder