Soğuk bir geceydi, yüzüne çarpan ürpertiyi tarif edemiyordu.
O an tutulmuştu. Yüzünde bir huzur hissetmişti. Ama kısa süreli bir huzur... Bu
dönem açlığı sadece huzura değildi. Birçok kavrama açtı çünkü.
Yaşayamadıklarına mı üzülmeliydi, hayalini kuramadıklarına mı? Sorularının
cevabı, elbette hayatın kendisiydi. O en çok hayal kurmayı severdi. Duygularını
bir tek orada yansıtabilirdi çünkü. Hayaldi işte... Olmasa da hayal. Karanlığı
bu kadar sevme sebebi belki de buydu. Gözlerini kapatma fırsatına gerek bile
yoktu. Karanlıkta gözlerinin önüne gelirdi yaşatmak istedikleri. Yaşatmak?
İnsanın elinde sadece "inanç" kavramı varken biraz zor olmalıydı bu
olgu. İnanç? Sadece inançlı olmak yetmezdi. Yapılması gereken? Onu da
bilmiyordu ki... Kapatmıştı tozlu günlüğünü cümlelerini bitirdikten sonra.
Birisi okur diye bir korkusu yoktu. Okuyan yazık diyecekti çünkü...
@Topalogluomur

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder